* * *
İstanbul'daki Tarihi Çarşılar

İstanbul’daki Tarihi Çarşılar

Bizans’tan Osmanlı’ya Osmanlı’dan günümüze kadar süre gelen, zamanın değişimine direnen İstanbul’daki tarihi çarşılar ve alışveriş kültürünü bizimle keşfetmek ister misiniz?

Mısır Çarşısı – İstanbul’daki Tarihi Çarşılar

“L” şeklinde bir yapıya sahip olan çarşının, günümüzde Mısır Çarşısı olarak anılmasının nedeni, Kahire’den alınan vergilerle yapılmış olmasıdır. Bu ad 18 yy.dan sonra kullanılmaya başlanmış olup çarşı, bundan önce Valide Çarşısı ve Yeni Çarşı isimleriyle de anılmıştır. Bizans zamanında da çarşının günümüzdeki yerinde Makro Envalos adında bir çarşı bulunduğu rivayet edilmektedir.

Çarşının toplam altı kapısı bulunmaktadır. Çarşının uzun ve kısa kollarının birleştiği alan “dua meydanı” diye anılıyor. Burada bir ezan köşkü bulunmaktadır. Parmaklı bir balkon şeklinde planlanan bu bölüm, çarşının göz kamaştırıcı mekanlarından biridir. Bir görevli bu meydanda esnafa seslenerek dua etmekte ve hayırlı işler dilemektedir.

Çarşıda eskiden yalnızca baharat değil, her türlü ilaç satılırdı. İlaçların birçoğu “Nüzhetül Fi Tercüme-Afiyet” adlı kitaptan yararlanılarak yapılırdı. Bugün çarşı içinde kuyumcular, aktarlar, baharatçılar ve hediyelik eşya dükkanları gibi birçok farklı dükkân faaliyet göstermektedir.

1691 ve 1940 yıllarında çıkan iki büyük yangında önemli ölçüde hasar gören Mısır çarşısı, son halini 1940 yılında İstanbul Belediyesi tarafından yapılan restorasyonla almıştır.

Arasta (Sipahi) Çarşısı

Arasta el sanatları türünden çeşitli eşyaların satıldığı çarşıdır. İstanbul’da Sultanahmet Camisi’nin hemen arkasındaki Torun Caddesi’nin kuzey kanadında yer alır. Çarşıda yetmişten fazla dükkân bulunmakta olup Osmanlı zamanında sipahilerin malzemelerinin satılmasından dolayı Sipahiler Çarşısı olarak da anılmıştır.

Eski Bizans kalıntıları üzerinde geniş bir onarımdan geçirilerek yapılan çarşı, her iki yanı geleneksel hediyelik halı, kilim, seyahat hatırası, İznik çinileri, boyun atkısı türünden ürünler satan dükkanlarla dolu dar bir sokaktır. Bu bölgede 1930’lu yıllarda yapılan kazılarda, Bizans Sarayı’na ait mozaikler bulununca bölgenin saray kompleksine ait olduğu ispatlanmıştır.

1912 yılında çıkan yangınla tahrip olan çarşı, uzun dönem harabe olarak kalmış, sonraki dönemlerde de gecekondu sakinlerince işkal edilmiştir. 1980’li yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gecekondulardan arındırılarak restore edilerek faaliyete sokulmuştur.

Sahaflar Çarşısı – İstanbul’daki Tarihi Çarşılar

İstanbul’daki Tarihi Çarşılar denildiğinde ilk akla gelenlerden olan Sahaflar çarşısı, 15 yy.dan günümüze uzanan bir geçmişe sahiptir. Beyazıt Cami’nin sol tarafındaki taşlık araziyle Kapalıçarşı’ya açılan Sedefçiler Kapısı arasındaki bölge, Sahaflar Çarşısı’nın çerçevesini çizmektedir. Burada 1460 ve 1894 yılında gerçekleşen İstanbul depremine kadar faaliyet göstermiş; depremden sonra çarşı, o zamanki adıyla Hakkaklar çarşısı olarak bilinen bugünkü yerine taşınmıştır.

Sahaflar Çarşısı esnafı, Sahaflar Loncasına bağlıydı ve sahaflar; çıraklık, kalfalık dönemlerini geçirmeden ustalığa yükselemezlerdi. Sahaflar dükkanlarını dua ile açar ve kapatırlardı. Loncanın piri, Sahaflar Çarşısının ilk kitapçılarından olduğu söylenen Basralı Abdullah Yetimi Efendi’ydi. Evliya Çelebi ise Sahaflar Çarşısı için Seyahatnamesinde; 17 yy.da dükkan sayısının 50, ulemaya hizmet eden sahaf esnafının da 300 olduğundan bahsetmektedir.

Sahaflar Çarşısı 1950 yılında çıkan yangından sonra tamamen yanmıştır ve içinde bulunan binlerce yazma eser kül olmuştur. İstanbul Belediyesi yanmayan yerleri kamulaştırıp, ahşap dükkanları da betonarmeye çevirerek, çarşıyı bugünkü mimari durumuna getirmiştir. Ayrıca çarşının ortasına da ilk Türk matbaacısı olan İbrahim Müteferrika’nın büstünü yerleştirmiştir. Bugün çarşıda 17’si çift katlı, 23 dükkân bulunmaktadır.

Mimar Sinan Çarşısı

Hakimiyet-i Milliye Caddesi üzerindedir. Tam karşısında Gülfem Hatun Camii vardır. Sultan II. Selim’in eşi ve Sultan III. Murat’ın annesi Nurbânu Valide Sultan tarafından yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın bu eşsiz eseri 1583 yılında Toptaşı Camii’ne gelir olarak inşa olunmuştur.

Tezkiretü’l Ebniye’de Mimar Sinan’ın eserleri arasında gösterilmiştir. Evliya Çelebi bu hamamdan “Çarşı içinde olan Çarşı Hamamı gayet ferah, havası hoş, yapısı hoş bir hamamdır. Sevimli, dilber, temiz tellâkları ve mavi peştamalları vardır” diye bahseder. Ayvansarayî Hafız Hüseyin Efendi’de, “Toptaşı Valide-i Atik Camii yakınında olan çifte hamam ile Üsküdar’da vaki Valide-i Cedid Camii yakınında Yeşildirekli Hamam” şeklinde adı geçer. Bu yeşil direğin hamamın camekânında veya dış kapısının yanında olduğu sanılmaktadır.

1932 yılında Gümülcine eşrafından, gayet zengin bir kimse olan, merhum Mehmet Bozkurt Bey tarafından satın alınmıştır. Bu zat, hamamın cephesinde bulunan salaş ilâveleri kaldırmış ve cadde boyuna üç dükkân yaptırmıştı. Mavi Köşe ismiyle bilinen bu dükkânlar 1958 yılında yıktırılmıştır. Esas hamam kısmı bir marangoza kiraya verilmiş ve külhan kısmı da garaj olmuştu. Aynı sene Menderes İmar’ında üç dükkân ile beraber hamamın erkekler ve kadınlar kısmının camekânları istimlâk edilmiştir. Mehmet Bey, 1962 yılında hamamı şimdiki şekliyle restore ettirmiş ve Mimar Sinan Çarşısı adıyla işletmeye açmıştır.

Kapalı Çarşı – İstanbul’daki Tarihi Çarşılar

Temeli 1461 yılında atılan Kapalı Çarşı, dünyanın en eski ve en büyük kapalı çarşısı olma özelliği ile İstanbul’daki Tarihi Çarşılar arasında öne çıkmaktadır. Altmışın üstünde sokağı bulunan çarşıda, üç binin üzerinde de dükkân bulunmaktadır (Köprülü, 2009: 61). Kapalı Çarşı 1.336 metrekarelik bir alana sahiptir. Çarşının mimarisi bursa Ulu Camii’nin mimarisine benzemektedir. 12 büyük ayak üzerinde 20 kubbeye sahip Kapalı çarşı bu açıdan da özgün bir nitelik taşımaktadır. Birçok yangına ve depreme maruz kalması nedeniyle farklı zamanlarda farklı yenilemelere tabi tutulsa da öneminin artıracak nitelikte varlığını devam ettirmektedir. Beyazıt Camii ile Nur-ı Osmaniye Camii arasında bulunan oldukça büyük bir alanı kapsayan çarşı İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya Camii’ne gelir sağlamak amacıyla inşa edilmiştir.

Kapalı çarşı yapı olarak değerli eşyaların alınıp satıldığı birbirine yakın iki taş bedestenden oluşmaktadır. İç bedestenin kuyumcular kısmının kapısında bulunan kartal figürü nedeniyle yapının bir Bizans yapısı olduğu tartışılsa da gerek yapının daha önce inşa edilen Edirne bedesteni ile benzerlik göstermesi ve gerekse de günümüze kadar ulaşan Osmanlı yazılı belgeleri mevcut bu değerlendirmeyi çürütmektedir. Bu heybetli kartal heykelinin oldukça önemli bir manası vardır: “kazanç dedikleri havaya uçar vahşi bir kuştur. Eğer kuşu avlayabilirsen bu bedestenden kâr edebilirsin”. İlk önce üstü açık olan bu iki bedestene yeni sokakların eklenmesi ile bedestenlerin üstü daha sonraki dönemlerde kapatılarak Çarşı bir alışveriş merkezine dönüştürülmüştür.

Çarşının en öneli özelliklerinden bir tanesi de birden fazla kapısının bulunmasıdır. Bu kapılar sayesinde giriş ve çıkışlar oldukça akıcı bir şekilde olup çarşının işleyişi kolaylaşmaktadır. Beyazıt Kapısı, Sahaflar Kapısı ve Fesçiler Kapısı olmak üzere üç ana kapısı bulunmaktadır. Ayrıca Kürkçüler, Nur-ı Osmaniye, Mahmut Paşa, Mercan, Tacirler ve Örücüler olmak üzere altı tane de küçük kapısı mevcuttur.

Tarihi Çarşılar

  • Kapalı Çarşı- Geçmişten Günümüze Esnaflık

Kapalı Çarşı’nın en az mimarisi kadar önemli bir yanı da taşıdığı tarihi manadır. Anadolu toplumunun esnaflık geleneğinin en güzel temsil edildiği yerlerin bir tanesi de Kapalı Çarşıdır. Değerli kumaş, mücevherat, silah ve antik eşya gibi konularda uzmanlaşmış nesillerin uzun dönem temsil edildiği bu esnaflık geleneği ile çarşı, ticari ahlak ve törelere saygının kendinin hissettirdiği önemli bir merkezdir. Güven ve saygı ortamı bu esnafların bir banka gibi vazife görmelerine neden olmuştur.

Vatandaşlar biriktirdikleri paraları esnaflara teslim ederek bu paraların yastık altından piyasalara akışını sağlamışlardır (Köprülü, 2009: 62). Bu bağlamda Özdeş’te Osmanlı Devleti’nde iki tür ticari eylemden söz etmektedir. Bunların birincisi; zanaat ürünlerinin alışverişinin yapıldığı han ve çarşılar, ikincisi ise; yiyecek içeceklerin satıldığı yerlerdir. Bu iki ticari sistemi de ayakta tutan esnaflık geleneğiydi (Özdeş, 1998: 12-14). Kapalı çarşının başta olduğu o dönem çarşılarının bu şekilde farklı kılan aslında çarşıdan öte, dönemin oldukça kapsayıcı toplumsal düzen ve ahlak kurallarının geçerli olmasıydı. Bu toplumsal ahlak esnaflara ve esnaflık geleneğine de yansımıştı.

Hakkında S-MAN

Ayrıca Kontrol Et

İstanbul'un Fethi

İstanbul’un Fethi 1453 – 2D Savaş

İstanbul’un Fethi ile sonuçlanan savaş; 1453’te İkinci Mehmet’in yönettiği Osmanlı Ordusu ile 11. Konstanstin’in başında …

4 Yorumlar

  1. Magazin Teknoloji

    Arasta çarşısı cidden baya hoş ve güzel.

  2. kesınlıkle cok guzel bı calısma ve benım favorım mısır carsısı tek gecerım bu guzel emegınıze tesekkur ederım

  3. Bunca yıldır İstanbulda yaşıyorum ve bu makaleden çok faydalı bilgiler öğrenmiş oldum

  4. Bunca yıldır İstanbulda yaşıyorum ve ben hala İstanbulu tam anlamıyla gezebilmiş değilim. Ve fırsat buldukça geziyorum ve bunun bitmeyeceği kanısındayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir