* * *

İstanbul’un Fethi 1453 – 2D Savaş

İstanbul’un Fethi ile sonuçlanan savaş; 1453’te İkinci Mehmet’in yönettiği Osmanlı Ordusu ile 11. Konstanstin’in başında bulunduğu Doğru Roma İmparatorluğu arasında geçmiştir.

İstanbul’un Fethi Öncesi 

Nedenleri

İstanbul’un Osmanlı coğrafyasının tam ortasında gelişimi yavaşlatarak toprak bütünlüğünü engellemesi ve romanın yıkılarak misyonun devralınmak istenmesi savaşın sebebi olmuştur. 1452’deki Karaman seferinden dönen ikinci Mehmet, şehri almak için hazırlıklara başladı. Doğu Roma’ya karşı ilk büyük faaliyet Rumeli Hisarının yapılması emri oldu. Kararı duyan imparator bu faaliyetin kendilerine saygısızlık olduğunu söyledi ve ilişkilerinin zedeleneceğini belirtti. Lakin, Sultan Mehmet ordunun Anadolu Rumeli arasında geçiş yaparken sorunlar yaşadığı için güvenlik amacıyla bu işe giriştiğini ve kendi mülkünde istediğini yapmakta özgür olduğunu bildirdi. Anadolu hisarının karşısına yapılan inşaatın asıl sebebi ise boğazı kontrol edebilmek ve olası bir İstanbul yardımını engellemekti. Bizzat padişahın ve paşaların gözetiminde yapılan kalenin bitimine az kala Türk süvarileri ve Roma köylüleri arasında geçen olaylar iki taraf arasında fiili olarak iplerin atılmasına sebep oldu.

Ağustosta biten kaleye 400 yeni çeri bırakan padişah Edirne’ye doğru yola çıktı. Başkente vardığında ise yılardır aklında olan fetih fikrini artık herkes biliyordu. İş şimdi yapılacak bir toplantı ile destek almaktı. ikinci Mehmet fetih müjdesinin dini etkisi altında ulemayı ve kapı kullarını arkasına almıştı. Genç hükümdar Bizans’ın hiç olmadığı kadar çaresiz ve güçsüz olduğunu, yardım gelmesinin zor olduğunu, Bizans’ın çevirdiği oyunlara son verilmesi gerektiğini, babasının ve atalarının hayallerini gerçekleştirmek istediğini söyledi. Çandarlı Halil Paşa ve bazı devlet adamları ise İstanbul’un fethi ne şiddetle karşıydı. Sadrazam Fethin tüm batıyı harekete geçireceğini, bu yüzden kendilerine karşı bir haçlı ittifakı oluşabileceğinden endişe duyduğunu ve bu işe karşı olduğunu söyledi.Beklenmedik şekilde bazı uç beyleri de şehrin alınmasıyla devletin merkezileşeceğini ve gaza anlayışının değişeceği gibi fikirlerden dolayı karşı çıkmıştı. Genç sultan her şeye rağmen çoğunluğun onayını aldı.

Hazırlıklar

Kuşatma hazırlıkları için ise emir çoktan verilmişti. Saruca beyin başında bulunduğu top ustaları büyük gayretle surları yıkacak silahları yapıyordu. Ekibin içinde o güne kadar görülmüş en büyük topu icat edecek Urban usta da yer alıyordu. Yürüyen kuleler, çeşitli toplar, sayısız tırmanma envanteri, demirden kaplumbağa tipli yaklaşma araçları, alev topu atan mancınıklar, tüfeğin atası olan silahlar, tüm hızıyla hazırlanıyordu. Aynı zamanda kadırgadan yük gemisine, kalyatadan sala kadar 145 parçalık bir donanma da hazırlanmıştı. Kuşatma silahlarını kullanacak, lağım kazacak, hendek dolduracak, köprü yapacak kalabalık bir istihkam bölüğü de toplanmıştı.

  • Teknolojik gelişmelerle birlikte savaş meydanlarında göründükleri andan itibaren psikolojik olarak düşmana korku salan Alman Efsanesi Tiger Tankı incelememize de göz atabilirsiniz.

Mali durum ise pek parlak değildi. Tahta geçtiğinde Mehmet, dolu bir hazine almamıştı. Üstüne bir de girişim öncesi komşu devletlerle olan anlaşmaları yenilemek için maddi tavizler verilmişti. Kuşatma için harcanan para ise hesaplanamayacak kadar çoktu. Bu durum vergilere ve askerlerin maaşına yansıtılmıştı. Mağdurlar  ise mutsuzdu. Her şey İstanbul’un alınmasına bağlanmıştı. Şehrin alınamaması kuruluş sürecindeki imparatorluk için sonun başlangıcı olabilirdi.

Diğer tarafta ise imparator Konstantin, kuşatma olacağını anlamış ve Rumeli hisarının yapımından altı ay önce surları tamir ettirmiş, halkı kale içine çekmeye başlamıştı. Avrupa’ya elçiler yollamış ve yardım istemişti. İmparator, Katolik ve Ortodoks mezheplerinin birleşmesinin oluşturduğu ortamda, batıdan bir yardım alabileceğini umuyordu. Batı devletleri ise gerek kendi içlerindeki sorunlardan, gerek savaşta olmalarından, gerek Osmanlıyla ters düşmemek gerekçesiyle yardım talebine çok da yanıt vermiyorlardı. Aslında kimse o devasa surların aşılabileceğine ihtimal vermiyordu. Venedik’ten,  Cenovo’dan, Girit’ten, Rodos’tan gemilerle yardım geliyor lakin bu istenen seviyede olmuyordu. Roma tarafından gönderilen kardinal İsador, Cenovalı Justinyen’in gelişi gibi olaylar şehirde umutlanmaya yol açıyordu. Artık yardım umutları azalan imparator, elindeki güçle savunma yapmayı kafaya koymuştu. Şehir kapıları örülmüş, hendekler kazılmış, burçlara toplar ve savunma silahları yerleştirilmiş, Haliç zincirle kapatılmış ve Bizans donanması ile desteklenmiş, halk silahlandırılmıştı.

istanbulun fethi

İstanbul’un Fethi

Nisan 1453’te surlardan Türk sancaklarının görünmesi ile şehri korku kaplamıştı. Osmanlı ordusu beş bini yeniçeri, üç bini diğer kapı kulları, onar bini Anadolu ve Rumeli sipahilerinden oluşan toplam elli ile altmış beş bin askerden oluşuyordu. Merkeze ikinci Mehmet ile sadrazam, sağ kanatta İshak paşa komutasındaki Anadolu askerleri, sol kanatta ise Dayı Karaca Paşa komutasında Rumeli sipahileri, Galata sırtlarında ise Zağanos Paşa bulunuyordu. Roma ordusu ise beş altı bini Bizanslı, iki üç bini yardıma gelenler, iki bini de paralı askerden oluşan yaklaşık dokuz ile on beş bin kişiden oluşuyor, aynı zamanda yirmi bine yakın da halktan oluşan silahlandırılmış güç mevcuttu. Şehzade Orhan’la beraber az sayıda Türk de Marmara surlarında yerini almıştı.

Fetih Başlıyor

6-12 Nisan arası Osmanlılar; siper kazmak, gerekli teknik hazırlıkları yapmak ve orduyu duvarlara biraz daha yaklaştırmakla uğraştı. 12 Nisan’daysa devasa toplar ateşe başladı. Toplam elli altmış top dört bataryaya bölünmüş, karışık atış sistemi ile şehir duvarlarını parçalıyordu. Bozulan ve parçalanan toplar tamir ediliyor ya da oracıkta yenileri dökülüyordu. Karşı taraf ise tarihte şimdiye dek görülmemiş derecede ürkütücü manzara karşısında yıkılan duvarları tamir ediyor ve ilk sıradaki surlarda savunma hattı oluşturuyordu.

1 haftalık tahribattan sonra 19 Nisan’da Osmanlı ordusu ilk genel taarruza geçti. Merdivenler, ipler ve çeşitli silahlarla duvara saldıran birlikler Bizanslıların ok, top ve rom ateşleriyle geri püskürtüldü. Eş zamanlı olarak Osmanlı donanması da Haliç ağzına saldırdı ama savunma karşısında geri çekildi. İlk saldırı düşmanın gücünü ölçmek için yapılmıştı. Görünen o ki Roma’nın savunması güçlüydü. Sultan saldırıyla Edirne kapı ile Topkapı arasındaki duvarların gücünün az olduğunu anladı ve buralara top sevkıyatı yaptı. Hareketin anlaşılmaması için de Güney surlarına ve Haliç ağzına sahte saldırılar planladı. Kuşatmanın daha etkili olması için Haliç duvarlarının da saldırı altında tutulması gerektiğini bilen Türkler Haliç’e gemi indirme fikrini sonraya saklıyordu. Lakin 20 Nisan’da gerçekleşen olay her şeyi değiştirecekti.

Deniz Muharebesi

20 Nisan’da yardım için üçü Cenovalı, dört gemi şehrin açıklarına gelmişti. Osmanlı denizcileri ise bunları görünce taarruza geçti. Lakin yüksek olan gemilere suya yakın, alçak Türk gemileri gereken zararı veremiyordu. Ardından bir anda rüzgar çıkmasıyla dört gemi, Osmanlı donanmasını yararak Haliç’e ilerledi. Rüzgarı arkasına alan yelkenli gemilere, Kürekli Osmanlı kadırgaları yetişemedi. Bu mücadeleye izleyen Romalılar sevinç çığlıkları atarken, herkesin önünde gerçekleşen utanç verici yenilgi padişahı sinirlendirdi.

Akşam ise Osmanlı cephesinde psikolojik harp başlamıştı. Çandarlı Halil’in başını çektiği muhaliflerin sayısı artmış, yenilgiden sonra kuşatmasının kaldırılmasını istiyorlardı. Biran üzüntüye düşen genç sultan, Zağanos ve Şahabeddin paşalar, Turahan Bey ve Molla Gürani gibi isimlerin desteğiyle muhasaraya devam kararı aldı. O gece ikinci Mehmet’e Akşemseddin bir mektup yazdı. Mektupta sultana yenilgide payı olduğunu söyleyen Akşemseddin, onu acizlikle suçlayıp biraz azarlamış ve kendisine gelmesini tavsiye etmişti. Biran önce harekete geçen padişah planını uygulamaya karar verdi.

İstanbul'un Fethi

Yeniden Saldırıyor

21 Nisan günü tüm toplara ateş emri verilmişti. Kara surları aralıksız dövülüyor, yeni icat edilen havan toplarıyla Galata sırtlarından aşırtma atışlarla Haliç’teki Roma donanması rahatsız ediliyordu. Bombardıman o kadar şiddetliydi ki düşman surlardan kafasını kaldıramıyor, halk kıyamet kehanetlerinin başladığına inanıyordu. Asıl amaç ise önceden planlandığı gibi gemileri karadan Haliç’e sokmaktı. Daha Rumeli Hisarı yapılırken Osmanlı mühendisleri çalışmalara başlamış, gerekli hazırlıkları  yapmışlardı.

Zağanos Paşa kuvvetlerinin perdelemesi ile 21 Nisan gecesi Osmanlı ile Bizans arasında sürekli ikili oynayan Galata’daki Cenevizlilere göstermeksizin işe girişildi. Kimilerine göre ormanın içinde yapılan, kimilerine göre Beşiktaş dere yatağında yapılan, kimilerine göre ise Beşiktaş’taki koydan çekilen gemiler, dönemin teknolojisinin üstünde bir beceriyle Eyüp karşısından Haliç’e indirildi. Düşman 22 Nisan sabahı karşısında 70 parçalık Osmanlı donanmasını görünce dehşete kapılmıştı. Genel seyir açısından gemilerin katkısı çok olmasa da bir dönüm noktası teşkil etmişti. Bu gemiler daha çok seyyar köprüler yapmakta ve Haliç duvarlarını kuşatmak için gerekli top ve askerleri surlara yaklaştırmak için kullanıldı. Bizans’ın moralinin bozulması ve ana surlardan buraya asker gönderilmesi Osmanlı’nın işine yaramıştı. Gelişmeler kuşatmayı daha da kuvvetlendirdi. Aralıksız ateş sonrası surlarda gedikler açılmaya başladı.

9 Mayıs günü ikinci genel taarruz yapıldı. Güçlü bir şekilde tüm gün saldıran Türkler, artık açılan gediklerde ve duvar tepelerinde göğüs göğüse çarpışıyordu. Saldırıyı şehirdeki kuvvetler güçlükle engelleyebildi. Yaşanan çatışmalarda iki taraf da büyük kayıplar verdi. 12 Mayıs’ta Tekfur Sarayı tarafından saldıran Türkler, güçlü bir dirençle karşılaşmıştı ama bazı sipahiler şehrin içine kadar girmiş, yardım gelmediği için yok edilmişti.

Son Hücum

Osmanlı saldırıları tehlike arz etmeye başlayınca imparator bir toplantı düzenledi. Kimileri topluca huruç yapmayı teklif ederken kimileri de kuşatmanın dayanacağını söylüyordu. Karar ise ölene kadar savunma olmuştu. 16-17 Mayıs’ta ise baştan beri devam eden lağım kazıları, Topkapı ve Tekfur kapısında sıklaştı. Kazılan bazı lağımlar karşı taraftan fark edilip patlatılırken kimileri de duvarları çökertmekte işe yarıyordu. Aynı zamanda devasa kulelerde ileri sürülmeye başlandı. Denizde ise Türk donanması ise sürekli Haliç ağzına manevra yapıyordu. Tüm bu ateşler, kazılan lağımlar, hendekleri doldurmalar, sur altına ilerlemeler, kule saldırıları, toprak taşımalar son hücum için hazırlıklardı.

Umutsuzluk içinde gedikleri kaptan düşman Ayasofya’daki son ayinde İstanbul’u koruyan meleğin şehri terk ettiğini düşünüyordu. Osmanlı tarafında ise sadrazam ise hala savunmanın güçlü olduğunu ve İtalya’dan bir Haçlı donanmasının Macaristan’dan bir ordunun gelmekte olduğu haberinden dolayı kuşatmayı kaldırmaya teklif etti. Fakat padişah kararlıydı ve son saldırı hazırlıklarına girişti.

fetih 1453

İstanbul’un Fethi

28 Mayıs’a kadar bombardıman devam etti. Artık şehir surlarında açılan gedikler kapatılmayacak seviyeye gelmiş, müdafiler yorgun düşmüştü. Son kez elçi yollanıp teslim ol çağrısı yapıldı ama İmparator direnmeyi tercih etti. 28 Mayıs’ta Türk güçleri dinlenmek için geri çekildi. Yapılan plana göre, sabaha kadar top, ok ve mancınık atışları devam edecek. Sabahla beraber ise Edirnekapı Topkapı arasındaki büyük gedik merkez olmak üzere tüm duvarlara saldırılacaktı. Şehir içinde Latinler ve Bizanslılar ara ara tartıştılar da, son hücumu karşılamaya kararlıydılar. 3000 askerle büyük gedik savunulacak, diğer taraftaki hücumlar da karşılıksız bırakılmayacaktı.

29 Mayıs’ta planı uyarınca, tüm Osmanlılar hücuma geçti. Marmara’dan donanmayla şehir sarılıp yer yer karaya asker çıkarıldı. Ana merkezi ise 3 dalga halinde saldırıyordu. Önden başıbozuklar, arkadaş Sipahi ve azaplar, üçüncü sırada ise yeniçerilerle padişah saldırıyordu. Top sesleri arasında askerler turları çıkmaya başlıyor ve çatışıyordu. Zaman ilerledikçe ana gedikteki direnç kırıldı ve Türk askerleri içeri girdi. Bunu takiben diğer bölgelerde de girişler oldu ve Bizans burçları tek tek düşmeye başladı. Öğleye doğru Haliç surları da Türklerin eline geçti. İçerideki çatışmalar sırasında Konstantin, elinde kılıçla son Roma İmparatoruna yakışır şekilde ölmüştü. Genç Mehmet ise mehter sesleri ve barut kokuları arasında muzaffer bir general olarak şehre girdi. İstanbul’un Fethi tamamlanmıştı.

Yeni 2019 || İstanbul’un Fethi (1453) || The Fall of Constantinople videosu, DFT Tarih kanalından kaynak gösterilerek alınmıştır.

Hakkında Muzuners

Muzuners
Alışveriş, Eğitim, Dizi, Film, Fotoğraf, Kitap, Mekan, Müzik, Oyun, Video, Yemek, Diğer.

Ayrıca Kontrol Et

Jamie Vardy - Premier Lig Gol Kralı

Jamie Vardy – Premier Lig Gol Kralı

Leicester City kulübünün yıldız isimlerinden biri olan Jamie Vardy, fabrika işçiliğinden Premier Lig şampiyonluğuna uzanan …

Bir yorum

  1. 1453 İstanbulun fethini çok güzel açıklamışsınız teşekkür ederim başka yazılar da bekliyoruz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir